Hakkımızda
Dil Merkezi
Kültürel Etkinlikler
Kulüp Faaliyetleri
RAM
Çocuk Kulübü
Platformlar
Medyatek
Genel Bilgi
Rus Kültürü
Turizm
Ticaret

GÖRÜLECEK YERLER

MOSKOVA:  Rusya’nın başkenti Moskova’nın kuruluş yılı 1174 olarak kabul edilmektedir. Yüzlerce yıldan bu yana Moskova, Rus kültürünün merkezi olma rolünü üstlenmiştir. Burada dünya çapında öneme sahip pek çok anıt bulunmaktadır: Kremlin, Kızıl Meydan’daki Aziz Basil Katedrali, Novodevichy Manastırı, Fili’de Şefaat Kilisesi, Moskova Devlet Üniversitesi, Zafer Takı, Poklonnaya Tepesi’ndeki Zafer Anıtı Kompleksi, Kropotkin sahilindeki  yeniden oluşturulan ve günümüzde Rus Ortodoks Kilisesinin baş katedrali olarak kullanılan İsa Mesih Katedrali…

Kremlin: Yalnız Rusya’nın ilk başkenti olan Moskova’nın değil bütün Rusya’nın sembolü haline gelen Kremlin, bugünkü şeklini alması yüz yıllarca sürmüş olan eşsiz  bir mimari komplekstir. Kremlin günümüzde de Rusya Federasyonu devlet başkanının rezidansı olarak kullanılmaktadır. Kremlin’de 14.-20.y.y. ait  anıtlar yer almaktadır: altın kubbeli kiliseler, eski kuleler ve yapılar, görkemli saraylar ve güzel idari binalar.

Moskova’da pek çok galeri ve müze bulunmaktadır. Bunlardan biri günümüzde sanat müzesi olan Tretyakov Galerisidir. Burada dünyanın en büyük Rus güzel sanatlar koleksiyonlarından biri bulunmaktadır. Puşkin Müzesi Avrupa ve dünya sanatlarına yönelik en önemli müzelerden biridir. Zengin bir tarihi ve kendi gelenekleri olan Bolşoy (Büyük) Tiyatro(su) klasik gösterileri, ünlü şarkıcı ve dansçıları, orkestra şefleri ve rejisörleriyle tüm dünyada  opera ve bale severlerin beğenisini kazanmıştır.

ST.PETERSBURG: Rusya’nın “kültür başkenti” ya da “kuzey başkenti” olarak da adlandırılır. Moskova’dan sonra ikinci büyük şehirdir. Nüfusu 5 milyon civarındadır. Neva nehri ağzında, 1703 yılında Büyük Petro’nun emriyle kurulmuş, 1712-1918’de Rusya İmparatorluğu’nun başkenti olmuştur. Şehir, 300 yıllık varlığı boyunca üç ad değiştirmiştir: St.Petersburg (1703), Petrograd (1914), Leningrad (1924), St.Petersburg (1991).

UNESCO’nun verilerine göre St.Petersburg, turizm açısından dünyanın en cazip ilk on şehri arasında bulunmaktadır.

Şehrin güzelliği, nehir ve kanalların fazlalığı sebebiyle St.Petersburg’a “Kuzeyin Venediği” de denmektedir. Şehrin içinden geçen akarsular toplam yüzölçümünün  %10 unu oluşturmaktadır.

Şehirde bulunan çok sayıda meydan, saray, konut, çar rezidansı bir birini tamamlayarak bir bütünlük oluşturmakta, böylece şehir eşsiz bir açık hava müzesine dönüşmektedir.

St.Petersburg’da Hermitage, Rus Devlet Müzesi ve saraylar gibi dünyaca ünlü müzelerin yanı sıra Dostoyevski Müzesi gibi küçük müzeler de bulunmaktadır. Şehrin dışında bulunan görülmeye değer yerler arasında Peterhof (bahçesinde ünlü fıskiyelerin bulunduğu Petrodvorets), Puşkin (Tsarskoe Selo), Pavlovsk ve Strelna yer almaktadır. Buralara dünyanın farklı yerlerinden ziyaretçiler akın etmektedir.

Petersburg denince akla ilk gelenlerden biri de Mayıs ortasından başlayıp Temmuz sonlarına kadar devam eden “beyaz geceler”dir. Bu dönemde şehrin en güzel ve romantik geceleri yaşanır. Beyaz gecelerde kaçırılmaması gerekenlerin başında ise köprülerin açılışı gelir. Güneşin ufuktan hiç kaybolmadığı bu günlerde uluslar arası “Beyaz Gecelerin Yıldızları” müzik festivali gerçekleşir. Rusya’nın en eski müzikal tiyatrolarından biri olan Marinskiy Tiyatrosu’nun opera ve bale gösterileri de bu festivalde yer alır.

Şairlerin ve yazarların övgülerine mazhar olan bu şehirde hem tarih meraklıları hem sanatseverler ilgilerini çeken pek çok şey bulacaklardır.

BAYKAL GÖLÜ -  Sibirya’nın “mavi kalbi”.

Göl, doğu Sibirya’nın güneyinde yer almaktadır. Dünyanın en derin gölü olan Baykal, aynı zamanda dünyanın en büyük tatlı su rezervidir. Benzersiz özellikleri dolayısıyla 1996’da UNESCO’nun “Dünya Mirasları” listesine girmiştir. Dünyada yalnız 6 gölün derinliği 500m’yi geçmektedir.  Bunların başında yer alan Baykal Gölü 1637m derinliğe sahiptir. Dünya tatlı su rezervinin %20’sini ihtiva eden göl 336 nehir tarafından beslenmekte, bir nehir (Angara) kaynağını buradan almaktadır. Baykal’da 1800 civarında farklı bitki ve hayvan türü görülmektedir. Gölde, büyük kısmı yalnız burada görülen 50 çeşit balık yaşamaktadır.

Bilim adamları gölün yaşını 25-30 milyon yıl olarak belirlemekteler. Bununla birlikte Baykal’da hiçbir yaşlanma belirtisi gözlemlenmemektedir. Hatta jeofizikçiler son yapılan araştırmaların sonuçlarına dayanarak Baykal’ın sığlaşmadığını, tam tersine dibinin derinleştiğini ifade edip bunun doğmakta olan bir okyanus olduğu hipotezini ortaya atmışlardır.

Baykal’da bulunan en büyük ada Olkhon’un uzunluğu 90km, genişliği 35km’dir. Ana karayla Olkhon Adası arasında kalan su “Küçük Deniz” adını almış. Buradaki kıyılarda samur, sincap, as ve tilki avlanmakta; bunların “Küçük Deniz” kıyılarında daha fazla üremesi için gerekli bakımlar yapılmaktadır.

Baykal’ın muhteşem manzaralı kıyılarının önce taygaya, sonra da yüksek dağ tepelerine dönüştüğü; tertemiz hava ve kristal berraklığında suyun, bugüne kadar medeniyetin elinin değmediği ormanların bulunduğu kuzey doğu kıyısında Barguzin Milli Parkı bulunmaktadır.

Eşsiz tabiatıyla pek çok şiir ve efsaneye konu olan Baykal’da yılın her mevsimi ayrı bir güzellik sunacak ve unutulmaz bir tatil yaşatacaktır.  

ALTIN HALKA:  “Altın Halka” Rusya’da çok bilinen bir gezi rotasına verilen addır. Bu halkayı tarihi sekiz Rus şehri oluşturuyor: Sergiev Posad, Pereslavl-Zalessky, Rostov Veliky, Yaroslavl, Kostroma (Kosturma), İvanovo, Suzdal, Vladimir. Bu şehirlerde eski Rus kültürü ve sanatına ait pek çok anıt bulunuyor. Günümüzde “Altın Halka” şehirleri  devletin ve UNESCO’nun koruması altında.  

   Rotayı oluşturan şehirler Moskova’nın kuzey-doğusunda halka şeklinde sıralanmış. “Altın Halka” adı da buradan geliyor. Rusya’yı tanımanın ve anlamanın en iyi yolunun “Altın Halka”yı gezmek olduğunu söylerler.

   Altın Halka’nın her şehri, özgünlüğü ve taşıdığı tarihi anlam ile ziyaretçilerini şaşırtıyor; sükuneti ve huzurlu atmosferiyle gürültülü metropollerden oldukça farklı bir gezi tecrübesi sunuyor. Rusya’nın orta kesimlerinin tabiat güzelliği ve Volga kıyılarının çekiciliği başlı başına görülmeye değer manzaralar. Altın Halka gezisinde hem tarihin hem doğanın tadını doya doya çıkarmak mümkün.

   El sanatları bu bölgelerde yaygın olarak yapılıyor. Gezi esnasında oymacılık, kuyumculuk, dantel, lake minyatür, emaye üzerine resim ve daha pek çok sanatın hem üretim aşamasını hem müzelerdeki tarihi örneklerini görebilirsiniz.

   Şehirlerde eski Rus mimarisinin tüm aşamaları sergileniyor: 12.-13.y.y.’a ait görkemli beyaz taş kiliseler; 16.y.y.’ın şatoları; 17.y.y.’ın coşkun süslemeleri; Rostov,Yaroslavl, Kostroma, Suzdal ve Vladimir’in sanat ve mimari okullarının ürünleri…

   Altın Halka’da yolculuk yapmak asırlar öncesine yapılan yolculuk gibidir. Burada uçsuz bucaksız Rusya’nın kalbine ve tarihin hüküm sürdüğü bir atmosfere ulaşabilirsiniz.

 

SFace STwit SVimeo SVKontakte
AltMenu1
AltMenu2
AltMenu3
AltMenu4
AltMenu5
AltMenu6
AltMenu7